Periton
diyalizi:
Karna
takılan
plastik
bir
tüp
(karater)
ve
karın
boşluğuna
verilen
özel
bir
sıvı
(periton
diyaliz
solüsyonu)
aracılığı
ile,
hastanın
periton
zarından
(karın
zarından)
yararlanılarak
yapılan
diyaliz
yöntemidir.
Periton
zarı,
karın
duvarını
ve
karın
içindeki
tüm
organları
saran,
üzeri
delikli,
ortalama
1
m2'lik
yüzeye
sahip,
yarı
geçirgen
bir
zardır
ve
dolayısıyla
doğal
bir
filtredir.
Kandaki
zararlı
maddeler,
peritondaki
delikler
sayesinde,
kandan
karın
boşluğuna
doldurulan
sıvıya
geçer.
Böyle
bir
tedaviyi
uygulamak
için
böbrek
hastalıkları
uzmanı
veya
cerrah
tarafından
karın
boşluğuna
yerleştirilen
bir
kateter
kullanılır.
Kateter
yarıdımıyla
periton
diyaliz
sıvısı
karın
boşluğuna
verilir.
Bir
süre
karında
bekletilir.
Bu
sırada
vücuttan
atılması
gereken
üre,
kreatinin
gibi
atık
ürünler
ve
biriken
su,
periton
zarı
vasıtasıyla
bu
sıvıya
geçer.
Bekleme
süresinin
sonunda
bu
sıvı
yine
kateter
vasıtasıyla
karından
dışarı
atılır.
Diyalizde
kullanılan
sıvılar
(solüsyonlar),
Y
şeklinde
bir
sete
bağlı,
bir
dolu,
bir
boş
torbadan
oluşur.
Vücudumuzda
biriken
atık
maddeleri
ve
suyu
uzaklaştırabilmek
için
diyaliz
sıvıları,
içinde
bulunan
glukoz
(şeker)
miktarına
göre
3
türlüdür.
Bunlar
%1.36
-
%2.27
-
%3.86
oranında
glukoz
içerirler.
Hangi
sıvının
kullanılacağına
doktorunuz
veya
hemşireniz
karar
verecektir.
Periton
diyaliz
tedavisinin
başlangıcında
karna
verilen
diyaliz
sıvısının
karında
belirli
bir
süre
bekledikten
sonra
karından
boşaltılması
ve
yeni
bir
diyaliz
sıvısının
karna
doldurulması
bir
'değişim
işlemi'
olarak
adlandırılır.
Karındaki
sıvıyı
boşaltmak
ve
doldurmak
için
kullanılan
set
ve
torbalara
değişim
işlemi
sırasında
bağlanılır.
Periton
diyalizinde
değişim
işlemleri
elle
veya
makine
yardımı
ile
yapılabilir.
Değişim
elle
yapıldığı
periton
diyaliz
tipi
'Sürekli
Ayaktan
Periton
Diyalizi'
(SAPD),
makine
yardımı
ile
yapılan
tipi
ise
'Aletli
Periton
Diyalizi'
(APD)
diye
adlandırılır.
Sürekli
Ayaktan
Periton
Diyalizi
(SAPD):
Sürekli
ayaktan
periton
diyalizi,
değişim
işlemlerinin,
bizzat
hasta
(veya
hasta
yardımı
muhtaçsa
eğitilmiş
bir
yardımcı)
tarafından,
elle
yapıldığı
bir
periton
diyalizi
tipidir.
Yani
hasta
veya
yardımcısı
tedaviyi
bir
makineye
ve
diyaliz
merkezine
gereksinimi
olmaksızın,
kendi
doktor
ve
hemşiresinin
öğrettiği
şekilde,
kendi
evinde
veya
iş
yerinde,
kendisi
yapar.
Günlük
değişim
sayısı,
karna
verilen
solüsyonun
hacmi
ve
içerdiği
şeker
miktarı
ve
her
değişimde
karna
doldurulan
solüsyonun
karında
bekleme
süresi,
hastadan
hastaya
değişir.
Sürekli
ayaktan
periton
diyalizinde
genellikle
günde
4
veya
5
değişim
yapılır.
Her
değişim
işlemi
yaklaşık
yarım
saat
sürer.
Diyaliz
solüsyonunun
karında
bekleme
süresi
genellikle
gündüz
4-5
saat,
gece
8-10
saattir.
Aletli
Periton
Diyalizi
(APD):
Periton
diyalizi
değişimlerini
yapmak
için
bir
makineye
(periton
diyaliz
makinesi)
kullanılır.
Eğer
doktorunuz,
hemşireniz
ve
siz,
sizin
için
en
uygun
tedavinin
APD
olduğuna
karar
vermişseniz,
gece
yatağa
yatmadan
önce,
set
ve
solüsyon
torbalarını
periton
diyaliz
makinesine
yerleştirmeniz
ve
makinenizi
doktorunuzun
önerdiği
şekilde
programlamanız
gerekir.
Makineye
yerleştirdiğiniz
setlerin
bir
ucu
karnınızdaki
katetere
bağlanır.
Siz
uyurken
makine
değişimleri
yapar.
Gereksiminize
göre
sabah
karnınızdaki
bir
miktar
temiz
diyaliz
solüsyonu
bırakılır
veya
bırakılmaz.
Uyandığınızda
değişim
işlemleri
bitmiştir.
Artık
karnınızdaki
kateteri
setlerden
ayırabilir
ve
günlük
işlerinizi
yapmaya
koyulabilirsiniz.
Periton
Diyalizinin
İyi
ve
Sakıncalı
Yönleri:
İyi
yönleri:
1.
Hasta
kendi
tedavisini
kendi
yapar,
hastaneye
bağımlı
değildir.
2.
Gıda
ve
su
alımı
hemodiyalizdekine
göre
daha
serbesttir.
3.
Kan
basıncı
kontrolü
oldukça
kolaydır.
4.
Diyaliz
işlemine
bağlı
kan
kaybı
olmaz.
5.
Hasta
kontrol
için
genellikle
ayda
bir
kez
diyaliz
merkezine
gider.
6.
APD'de
genellikle
gündüz
değişim
yapılmadığı
için
hastanın
günlük
yaşantısı
kesintiye
uğramaz.
Sakıncalı
yönleri:
1.
SAPD'de
günde
4
veya
5
değişim
yapmak
gerekir.
2.
APD'de
hasta
gece
makineye
bağımlıdır.
3.
Hasta
karnında
sürekli
bir
kateter
taşır.
4.
Periton
zarının
iltihaplanması
(peritonit)
riski
vardır.
5.
Kateter
çıkış
yerinin
iltihaplanması
riski
vardır.
6.
Periton
diyaliz
solüsyonları
şeker
içerdiği
için
hasta
şişmanlayabilir.
7.
Hasta
en
az
bir
ay
yetecek
kadar
periton
diyaliz
solüsyonunu
evinde
depolamak
zorundadır.
Periton
Diyalizi
Uygulamasında
Karşılaşabileceğiniz
Sorunlar
Nelerdir?
1.
Peritonit:
Periton
zarının
(karın
zarının)
iltihaplanmasıdır.
Mikropların
periton
boşluğuna
ulaşmaları
farklı
yollardan
olabilir
ve,
a.
Kateter
veya
kullanılan
diyaliz
sistemi
set
veya
torbalarının
delinmesi
halinde,
b.
Kateter
çıkış
yeri
iltihabı
tedavi
edilmediği
zaman,
c.
İshal,
kabızlık
veya
genel
bir
enfeksiyon
geçirildiğinde,
d.
Bağlantı
işleminin
kurallara
göre
uygulanmaması
halinde
peritonit
gelişebilir.
Peritonite
yakalanmamak
için;
a.
Sıvı
değişimini
uygun
bir
ortamda
uygulayın.
b.
Değişim
sırasında
çok
dikkatli
olun
ve
hemşirenizin
öğrettiği
tekniğe
sadık
kalın.
c.
Vücut
temizliğine
özen
gösterin.
d.
Genel
sağlığınıza
önem
verin.
Peritonit
belirtileri:
a.
Drenaj
sıvısının
(karından
boşaltılan
sıvı)
bulanık
olması
b.
Karın
ağrısı
c.
Ateş
d.
Bulantı,
kusma
e.
Sıvı
akışında
yavaşlama
veya
miktarında
azalma
f.
Sıvıda
fibrin
görülmesi
Her
torba
değişiminde
çıkan
sıvının
miktarını,
görüntüsünü
ve
akış
şeklini
dikkatle
incelemeniz
gerekir.
Peritonit
belirtileri
ortaya
çıktığında
vakit
geçirmeden
periton
diyalizi
merkezinizi
aramalısınız!!!
Peritonit
tedavi
edilmediği
takdirde
çok
ciddi
sonuçlar
doğurabilir,
hatta
hayatınızı
tehlikeye
sokabilir.
2.
Kateter
çıkış
yeri
enfeksiyonu:
a.
Kızarıklık
b.
Ağrı
c.
Çıkış
yerinin
etrafında
ısı
artışı
d.
Çıkış
yerinde
ve
etrafında
şişlik
e.
Çıkış
yerinin
etrafında
akıntı
görülmesi
3.
Tünel
enfeksiyonu:
Kateterin
periton
zarına
girdiği
yer
ile
çıkış
yeri
arasında,
deri
altında,
kateter
tüneli
oluşturulur.
Bu
tünel
mikropların
vücut
derinliğine
girmesine
bir
engeldir
ve
aynı
zamanda
kateterin
yerinden
oynamamasını
sağlar.
Çıkış
yeri
enfeksiyonunun
tedavisi
yapılmamışsa
veya
mikropların
vücuda
girişi
engellenememiş
ise
tünel
enfekte
olabilir.
Tünel
enfeksiyonunun
belirtileri:
Ciltte
tünel
boyunca
kızarıklık
ve
ağrıyla
birlikte
belirgin
bir
şişlik
oluşur.
Mikroplar
tünel
boyunca
ilerledikçe
ateş,
şişkinlik,
üstündeki
cilt
renginin
değişmesi
ve
akıntı
görülür.
4.
Cilt
altı
sızıntı:
Üreme
organlarında
veya
karın
duvarında
belirgin
ve
tek
bir
bölgede
cildin
şişmesi
(portakal
kabuğu
şeklinde)
o
bölgede
diyaliz
sıvısı
sızıntısı
olabileceğini
düşündürür.
Ağır
egzersiz,
kabızlık,
karın
içi
basıncının
çok
yüksek
veya
karın
ön
duvarının
zayıf
olması
cilt
altı
sızıntısına
neden
olabilir.
5.
Vücutta
sıvı
birikimi
(Hiperolemi):
Vücuda
giren
sıvı
miktarı
çıkan
miktardan
fazla
ise
vücutta
bir
birikim
oluşur.
Sıvı
birikiminin
belirtileri:
a.
Tansiyon
yükselmesi
b.
Vücudun
çeşitli
yerlerinde
ödem
oluşması
c.
Kilo
artışı
d.
Nefes
darlığı
veya
öksürme
6.
Vücuttan
aşırı
sıvı
kaybı
(Dehidratasyon):
Torba
değişimi
uygulamasında
fazla
miktarda
yüksek
şekerli
sıvı
kullanılırsa
ve
ishal
varsa
vücuttan
aşırı
sıvı
kaybı
oluşur.
Buna
bağlı
olarak
a.
Vücut
ağırlığında
azalma
b.
Tansiyon
düşmesi
c.
Baş
dönmesi
ve
baş
ağrısı
d.
Kramplar,
uyuşukluk
e.
Halsizlik
f.
Ağız
kuruluğu
ve
susama
hissi
görülebilir.
7.
Çıkan
sıvının
miktarının
azalması:
Kabızlık,
barsaklarda
aşırı
gaz
olması,
kateterde
katlanma
veya
kan
pıhtısı
ile
tıkanma,
peritonit
gibi
nedenlerle
drenaj
sıvısının
miktarı
azalabilir.
SAPD
ile
Günlük
Yaşam:
SAPD,
kişinin
aktif
olarak
katıldığı
bir
tedavi
yöntemidir.
Periton
diyalizi
sürekli
bir
işlem
olduğu
için,
günlük
yaşamdaki
aktivitelerin
bir
parçası
haline
gelir.
SAPD
Uygulama
Ortamı:
SAPD
uygulaması
için
evde
veya
işyerinizde
uygun
fiziksel
koşulların
önceden
oluşturulması
gerekir.
Öncelikle,
değişim
işleminizi
gerçekleştireceğiniz
bir
odanın
ayrılması
gereklidir.
Bu
odada
az
eşya
bulunmalı,
oda
aydınlık
ve
temiz
olmalıdır.
Değişim
işlemi
sırasında
odada
sizden
veya
yardımcınızdan
başka
kimsenin
olmamasına
özen
göstermelisiniz.
SAPD
uygulaması
sorunsuz
yürütebilmeniz
için
temizlik
çok
önemlidir.
Tırnakların
kısa
kesilmiş
olması,
değişim
öncesi
ellerin
yıkanması,
hergün
iç
çamaşırlarının
değiştirilmesi
enfeksiyon
riskini
engellemek
açısından
büyük
bir
önem
taşır.
İş
yaşamı:
Çalışan
bir
bireyseniz,
SAPD
tedavisine
başladıktan
1-2
ay
sonra
tekrar
çalışma
hayatınıza
geri
dönebilirseniz.
Bir
ya
da
iki
değişiminizi
iş
yerinde
yapmak
zorundaysanız,
evdeki
değişim
ortamını
işyerinde
de
sağlamanız
gerekmektedir.
Ayrıca
işvereninizle
konuşarak
çalışma
saatlerinizi
düzenleyebilirsiniz.
Sportif
aktiviteler:
Sizi
zorlamayan,
başkaları
ile
fizik
temas
gerektirmeyen
ya
da
kateterinize
zarar
vermeyen
her
türlü
sporu
yapabilirsiniz.
Yürüyüş,
yüzme,
bisiklete
binme
yapabileceğiniz
uygun
sporlardır.
Özellikle,
hergün
yürüyüşe
çıkmanız,
hem
kalp
sağlığınızı
korumak,
hem
de
barsaklarınızın
daha
iyi
çalışması
ve
fazla
kilo
almanızı
engellemek
açısından
yararlı
olacaktır.
Seyahat:
Seyahat
etmenizde
sakınca
yoktur.
Bir
seyahat
planı
yaparken
doktor
ve
hemşirenizin
onayını
alınız.
Kullanacağınız
malzemelerin
bir
listesini
yapınız
ve
bu
malzemelerin
gideceğiniz
yere
önceden
ulaşmasını
sağlayınız.
Yolculuk
sırasında
taşıt
içerisinde
değişim
yapmak
enfeksiyon
riskini
artıracaktır.
Bu
nedenle
yola
çıkmadan
önce
değişiminizi
yapınız
ve
yolculuğunuz
8
saati
aşmadığı
ve
uygun
bir
ortam
bulmadığınız
sürece
değişim
yapmayınız.
Gideceğiniz
yerdeki
sağlık
merkezlerini
öğreniniz.
Banyo
-
Havuz
-
Deniz:
Banyonuzu
duş
şeklinde
haftada
en
az 2
kez
yapmalısınız.
Banyo
sırasında
çıkış
yerinizin
kapalı
olması
gerekiyorsa,
su
geçirmeyen
bantlarla
kapatmanız
ve
banyo
sonrası
pansumanınızı
tekrarlamanız
gerekmektedir.
Çıkış
yerinizin
açık
kalmasında
sakınca
yoksa,
banyodan
çıkmadan
önce
çıkış
yerinizi
anti-bakteriyel
özelliği
olan
bir
sabunla
yıkamalı
ve
kuru
kalmasına
özen
göstermelisiniz.
Durgun
sularda
mikroorganizma
yoğunluğunun
artması
nedeniyle
havuza
girmeniz
önerilmemektedir.
Yüksek
tuz
oranı
ve
su
akıntısı
nedeniyle
açık
denize
girmenizde
sakınca
yoktur.
Denize
girmeden
önce
çıkış
yerinizi
su
geçirmeyen
bantlarla
kapatmanız
ve
daha
sonra
da
pansuman
yapmanız
önemlidir.
Araba
kullanmak:
Araba
kullanmanızda
sakınca
yoktur,
ancak
kateter
takıldıktan
1-2
ay
sonra,
yani
kateteriniz
karın
içinde
sabitleştikten
ve
çıkış
yeri
bütünlüğü
sağlandıktan
sonra
araba
kullanmanız
daha
uygundur.
Uzun
yolculuklarda
sık
sık
mola
veriniz.
Emniyet
kemerinin
çıkış
yerinizin
üzerine
gelmemesine
özen
gösteriniz.
Cinsel
yaşam:
Böbrek
yetersizliği
ile
birlikte
cinselliğe
duyulan
ilgi
azalır.
Kanda
biriken
zararlı
maddeler
için
(üre,
kreatinin
vb.),
kansızlık,
hormonlardaki
değişiklikler,
kullandığınız
ilaçlar
buna
sebep
olabilir.
Diyaliz
tedavisi
sırasında,
zararlı
maddelerin
uzaklaştırılması
ve
kansızlığın
düzelmesi
ile
cinsel
istek
geri
gelebilir.
Ancak
yine
de
bazı
problemlerin
olması
beklenebilir.
En
sık
rastlanan
problemler,
cinsel
arzu
duymama,
erkeklerde
ereksiyon
(sertleşme)
olmaması,
bayanlarda
genital
organlarda
ıslanma
olmamasıdır.
Vücudunuzda
sürekli
olarak
bir
kateterin
ve
sıvının
varlığı,
cinsel
ilişki
sırasında
sizi,
fiziksel
ve
ruhsal
açıdan
rahatsız
edebilir.
Alınacak
basit
önlemlerle
seks
hayatınız
normale
dönebilir:
Örneğin,
cinsel
ilişki
öncesinde
karın
içindeki
sıvının
boşaltılması,
kateter
ve
transfer
setini
sabitleyecek
ve
örtecek
bir
kuşak
kullanılması
cinsil
ilişkinin
normal
olmasına
yardımcı
olabilir.
Böbrek
yetersizliği
olan
erkek
ve
kadınların
üretkenliği
azalır.
Fakat
yeterli
diyaliz
uygulanan
bazı
hastalar
çocuk
sahibi
olabilir.
Böbrek
yetersizliği
olan
bayanların
adet
düzenleri
normal
olsa
bile
hamile
kalma
olasılıkları
azdır.
Bununla
birlikte
doğum
yapan
pek
çok
hasta
vardır.
Ancak
hamilelik
konusunda
mutlaka
doktorunuza
danışmanız
gereklidir.
Sağlıklı
bireylerde
uygulanan
hamilelikten
korunma
yöntemleri,
periton
diyalizi
hastaları
için
de
geçerlidir.
Uygun
yönteme
doktorunuzun
önerileri
doğrultusunda
eşinizle
tartışarak
karar
vermeniz
en
doğrusudur.
Beslenme:
Periton
diyalizi
tedavisine
başlamadan
önce,
böbrek
yetersizliği
nedeniyle
bazı
yiyeceklerin
(özellikle
protein
ve
potasyumdan
zengin
yiyecekler)
alımı
kısıtlanmış
olabilir.
Periton
diyalizi
tedavisine
başladıktan
bir
süre
sonra
diyetiniz
serbestleşecektir.
Ancak
dikkat
edilmesi
gereken
bazı
hususlar
vardır:
Proteinli
gıdalar,
büyüme
ve
gelişmenin
sağlanması,
dokuların
onarımı
ve
vücut
savunması
için
en
önemli
besin
türüdür.
Periton
diyalizinde,
istemediğiniz
halde
vücudunuzdan
bir
miktar
protein
de
atılmaktadır.
Bu
nedenle
bol
protein
içeren
yiyeceklerden
yeterli
miktarda
alınmalıdır.
Proteinden
zengin
yiyecekler:
Et,
balık,
tavuk,
hindi,
süt,
yoğurt,
peynir,
yumurta,
fasulye,
mercimek
gibi
besinlerdir.
Karbonhidratlar,
vücuda
enerji
sağlamak
için
kullanılır
ve
tahıllarda
fazla
miktarda
bulunur.
Diyaliz
sıvısında
yoğun
bir
karbonhidrat
kaynağı
olan
şeker
vardır
ve
bu
şekerin
bir
kısmı
vücudumuz
tarafından
emilir.
Bu
da
fazladan
enerji
ve
şişmanlığa
neden
olur.
Bu
nedenle
fazla
karbonhidrat
içeren
gıdalardan
kaçınılmalıdır.
Karbonhidratlardan
zengin
yiyecekler:
Şeker,
bal,
reçel,
ekmek,
makarna,
bisküvi,
pirinç,
patates,
nişastadır.
Yağ,
enerji
kaynağıdır.
Vücudumuzda
bazı
vitaminlerin
(A,
D,
E,
K)
kullanılması
için
gereklidir.
Ancak
periton
diyalizinde
kanda
yağ
artışı
olabildiği
ve
şişmanlığa
yol
açtığı
için
az
yağlı
yiyecekler
tercih
edilmelidir.
*Gıdalarda
aldığımız
bazı
maddeler
diyalize
vücuttan
yeterli
miktarda
uzaklaştırılmayabilir.
Bunlar
fosfor
ve
tuzdur.
Fosfordan
zengin
yiyecekler,
proteinden
de
zengin
yiyeceklerdir.
Proteinli
diyetli
birlikte
alınan
fosforun
fazlasını
vücuttan
uzaklaştırmak
amacıyla
doktorunuzun
önerdiği
fosfor
bağlayıcı
ilaçları
düzenli
kullanmak
çok
önemlidir.
Tuz,
bir
taraftan
vücutta
suyun
tutulmasına
neden
olurken,
diğer
taraftan
susuzluk
hissini
artırarak
daha
fazla
su
içilmesine
neden
olur.
Suyun
fazlası
ise
vücutta
birikir.
Bu
da
ayaklarda,
ellerde,
yüzde
şişmeye,
tansiyonun
yükselmesine
neden
olur.
Bu
nedenle
tuzlu
yiyeceklerden
(özellikle
salamura,
turşu,
zeytin,
konserve
gibi)
kaçınılmalıdır.
Potasyum,
vücut
sıvılarının
dengesinin
korunmasında
ve
normal
vücut
faaliyetleri
için
gereklidir.
Kanda
potasyum
yükselmesi
kalbin
ritmini
bozabilir
ve
kalbi
durdurabilir.
Potasyumdan
zengin
yiyecekler:
Ispanak,
semizotu,
pazı,
asma
yaprağı,
lahana,
patates,
havuç,
mantar
gibi
sebzeler,
muz,
kavun,
kayısı,
kivi,
böğürtlen,
kuru
meyveler
(kayısı,
incir,
erik),
çikolata,
kahve,
kakao,
pekmez,
bulgur
gibi
diğer
yiyeceklerdir.
Periton
diyalizi
sıvıları
potasyum
içermediğinden
SAPD
hastalarında
potasyum
yüksekliği
çok
kolay
meydana
gelmez.
Ancak
yine
de
potasyumdan
zengin
yiyecekleri
çok
tüketmekten
ve
bir
öğünde
fazla
miktarda
potasyum
almaktan
kaçınılmalıdır.
Sebzelerin
pişirilirken
küçük
parçalara
ayrılması
ve
haşlanıp
suyunun
dökülmesi
potasyumu
uzaklaştırmak
için
basit
bir
yöntemdir.
Özetle,
periton
diyalizi
hastaları
için
uygun
diyet:
Bol
proteinli
Bol
lifli
Az
tuzlu
Az
yağlı
Az
karbonhidratlı
yiyeceklerden
oluşmalıdır.
Sıvı
dengesi:
Periton
diyalizinde
sıvı
dengesinin
kontrolü
çok
önemlidir.
Bu
nedenle
yiyecek
ve
içecek
şeklinde
aldığınız
gıdaları
kontrol
etmeniz
gerekir.
Vücutta
fazla
sıvı
bulunması
kalbe
ve
akciğere
fazladan
yük
getirir,
tansiyonunuzu
yükseltir;
az
sıvı
bulunması
da
sizi
halsiz
bırakacak,
ayrıca
tansiyonunuzu
düşürecektir.
Bu
nedenle
sıvı
dengesini
kontrol
altında
tutmak
için
yapmanız
gereken
günlük
takipler
vardır.
Bunlar,
vücut
ağırlığının
ve
her
değişimde
alınan
ve
boşaltılan
sıvı
miktarlarının
saptanmasıdır.
İdeal
kilonuza
ulaştıktan
sonra
alınması
gereken
günlük
sıvı
miktarı,
diyaliz
yoluyla
fazladan
çıkan
sıvı
ve
varsa,
idrarınızın
toplamı
kadar
olmalıdır.
Günlük
takiplerinizi
sizlere
verilen
SAPD
defterine
düzenli
olarak
kaydetmelisiniz.
Poliklinik
kontrollerine
gelirken
kayıt
defterinizi
yanınızda
getirmeniz
tedavinizin
planlanmasına
yardımcı
olacaktır.